kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pilli cadıcık taraflarından bi mim esmiş buralara doğru.Hay hay yazak hemen:))Nedir konusu en sevdiğiniz 5 kitap hmmm çok var sevdiğim kitap benim ama aralarından seçmeye çalışiim.Şimdi aşşadaki 5li en sevdiğimden daha az sevdiğime göre falan gitmicek.Ayrım yapmadan öle en çok aklımda yer etmiş hmm iyi yazmış köftehor dediğim kitapları sıralayalım bakalım,restgele...

İlk kitabımız Amerikan edebiyatının mihenk taşlarından Great Gatsby-Muhteşem Gatsby...

Roman amerikan tarihinde roaring 20's(kükreyen 20'ler) dönemini en güzel anlatan kitaptır.Birinci dünya savaşı sonrası amerika bi şaaşa içinde yaşama lüks tüketim yıllarına girmiştir,milyonerler,efenime söleyim partielr güllik gülistanlık herşey aman da ne kadar eğleniyoruz ruh hali hakimdir,30daki ekonomik krize dek.İşte bu backgroundda sonradan milyoner olmuş Gatsby'nin trajik hikayesidir roman.Para ve statü avcısı Daisy Buchanan'a aşık olmuştur genç ve parasızken,Daisy onu zengin Tom Buchanan için terk etmiştir.Gatsby de bilenip milyoner olmuştur sonradan ama hala Daisy'e ulaşma peşindedir.Daisy'nin mutsuz bi evliliği vardır,kocasının metresi vardır.Bu kadar anlatım yeter bu karakterlerin yolları kesişir,dönülmez yollara girilir,okuyucu kime acicanı sapıtır vs vs...Aslında tam bi kalabalığın içindeki Issız adam hikayesi.Ben tavsiye ederim okuyunuz okutturunuz :P


İkincisiiii hmmm George Orwell'in klasiği 1984.Ben aslında ne yalan söyliim pek hazetmem politikadan sıkılırım bu tarz kitaplardan da ama bunu sevdim.Niyesine gelince bence modern toplumlardaki problemleri anlattığı için.Big brother2ı hepimiz az çok biliyoruz...Biri bizi gözetliyor hikayesi.Bu romandan çıkmış bişeydir o.Ütopik sosyalist bi toplum anlatılır.Öle ki insanları 24 saat evlerinde kameralarla izlerler.Bütün kitaplar tarih devrimden sonrasına göre yazılır.İnsanların bilinçleri yokedilir,adeta ne idüğü belirsiz devrimin sorgusuz sualsiz neferidirler.Azıcık sorgulamaya çalışan birden ortadan kaybolur.Özgürlük tamamen bi lükstür.Dil bile minimum düşünme gerektirecek şekilde yeniden şekillendirilirBu noktada tabii ki bi çıbanbaşı olmalı o da Winston Smith'dir sorgulamaya başlar.Yolu dışarda devrim neferi gibi görünen ama içinde o da herşeyi sorgulayan Julia'yla kesişir.Yasakları delmeye başlarlar birlikte.Sisteme ne kadar başkaldırabilecekler okuyunuz görünüz.Acaip altı çizilesi aforizmalarla doludur,şok da bi sonu vardır bence.


Üçe gelirsek bi Elif Şafak kitabı koyayım,ama hangisi olduğuna karar vermek zor,çünkü hepsini severim hemen hemen bi Pinhan kaldı okumadığım.Araf Bit Palas.Baba ve Piç hepsi iidir.Üslubunu severim çok,önemli de bişeydir üslup benim için ondan ottan çöpten işe de yazsa bu hatun okurum:)) Ama madem listeye malzeme etcez,Mahrem diyim,kitapları arasında bence en ilginç olanı,postmodern roman başyapıtıdır.Karmaşık bi tarzı vardır hatta Elif Şafak tarzına alışmayan,postmodern romanla çok tanışmamış insana bu ne lan gibi de gelebilir.Hatta ilk başlarda dönüp dönüp detaylara takılıp mehter takımı gibi bi ileri bi geri gidersiniz ama çok değişik kitaptır yani.Çok dallı budaklı ya üşendim anlatmaya onu ama okuyun iidir ii:)




Kaç oldu ha 4teyiz.Buraya daaaaa Gabriel Garcia Marquez'den Yüzyıllık Yalnızlık'ı yerleştirmeyi uygun buluyorum.Kitap Latin Amerikan edebiyatının mihenk taşı sayılır.Buendia ailesinin tabiri caizse yüzyıllık tarihini anlatır.Karmaşık ilişkiler,kimi zaman ensest,aynı adı taşıyan birsürü erkek,yaşantıları,çevrelerine nası bi medeniyet ördükleri çok akıcı masalsı dille anlatılmış.




5e ne diyelim ne diyeliim.2 ay önce falan tanıtımını yaptıydım zaten Khaled Hosseini'den Bin Muhteşem Güneş.Ayrıntılar için tıklayıver.....

Yani dedğim gibi dolu var da,bunlar geldi şimcik aklıma,gelelim mimleme kısmına,beeeen mmmm serzeniş veya kuzu artık hangisi yazarsa,sonraaaa sycorox ve ve hopcikiyaya olsun...Kolay gele ben de gidip şu Masumiyet Müzesini bitireyim,süründü artık ama napiim açmadı.Uzatmış da uzatmış,bölümlerce aşk acısı,şişirmeleri geçsen o kitap öle 600 sayfa diil anca 200de kalırdı de bak ben diim.Neyse ....


Bi arkadaşım tavsiye etmişti bu kitabı.Kitapçıda görünce de alayım dedim.Kesinlikle bu yaz okuduğum en iyi kitap.Uzun zamandır bana bu kadar tat vermiş tek kitap...Uçurtma Avcısı'nın yazarı Khaled Hosseini'nin ikinci kitabı Bin Muhteşem Güneş'ten bahsediyorum,evet.Yazar bi Afgan 80'de Amerika'ya sığınma hakkı elde etmiş Kabil'li bi diplomatın oğlu,aslen doktor.







Kitapla ilgili tek bir spoiler bile vermek niyetinde değilim,merak etmeyin.Çünkü kitabın her sayfası ayrı bir heyecan ayrı bir zevk,bunu okumayandan çalmak hiç istemem.Yanlız konuyla ilgili ufacık bi su kaçır kulağımıza derseniz.Sovyet işgali altında bi Afganistan,mücahitlerin savaşı arasında,Taliban baskısı altında parçalanan hayatlar,iki kadının yaşadıkları ve dostluğu üzerinden anlatılıyor,Leyla ve Meryem.Ödenen bedeller,biraraya getirilmeye çalışılan parçalar,herşeye rağmen hayata tutunmakla ilgili bi roman kısacası.




Dün gecenin bi yarısı melankolik saatlerime denk gelen bi zamanda okuduğumdan mı,yoksa yazar bi kurgunun içine(ki kurgu denmemeli aslına bu ve bu gibi şeyler o topraklarda fazlasıyla yaşandı çünkü)okuyucu çekmekte çok başarılı olduğundan mı nedir,itiraf ediyorum salya sümük ağladım kitabın sonunda,ki öyle her dakka muslukları açan bi insan olmamama rağmen.Başkası için ne olur bilmem,ama bende yarattığı etki budur.Ha sizi belki o derece etkilemez,ama asla aman vakit kaybı ne diye okudum sanki demezsiniz ona garanti veririm:)Ben koştur koştur gittim hemen ilk kitabı Uçurtma Avcısı'nı da aldım,ona başlicam.Duyumlarım onun da aynı tadı verdiği yönünde.Bakıcam,okicam sonra da paylaşıcam...Ha ilk kitabı da, başka coğrafyalarda kadınların kazanmak için çırpındığı özgürlüklere kendi ülkesinde parmağını oynatmadan sahip olduğu halde kendini kafes arkasına,karanlıklara,ikinci sınıflığa layık gören bi hemcinsime hediye etmek gibi bi düşüncem var.Bin Muhteşem Güneş ona da ışık tutar belki umuduyla...





Boleyn kızı'ndan sora Phillipa Gregory'nin diğer kitabını da okudum Kraliçe'nin Soytarısı.Format gene aynı konu deişik ama gene tarih gene saray entrikası,aynı sürükleyicilikte...Boleyn Kızı'nda Kraliçe Katherine Anne Boleyn'e karşıydı bunda da bu iki hatunun kızları Mary ve Elizabeth'in taht kavgası kraliçenin soytarısı Hannah'ın gözünden anlatılıo.Bu arada Hannah'nın yaşantısı da en az veliaht ablalarınki kadar heyecanlı...Kitabın arka kapağından aynen aktarmaca:Masum bir kadının dinsel sapkınlık suçuyla yakılabileceği ya da cadılık suçuyla boğazlanarak öldürülebileceği bir dönemde bir hainin aşkı uğruna kraliçenin casusluğunu yapmak en tehlikeli seçimdi...Love makes us choose the most dangerous ways hişşş çaktırma ;)

Toni Morrison'ın 1988 Pulitzer ödüllü romanı Beloved yani türkçe çevirisiyle sevilen bi süredir elimdeydi nihayetinde bitirdim.Amerikan sivil savaş sonrası siyah köle bi ailenin dramını anlatıo.Köleliğin acıklı tarafını(sanki mutlu yanı var da),insanlara yaşattıklarını,yapmaya mecbur bıraktığı şeyleri,kitabın arka kapağında da dediği gibi lirik şiirsel bi dille anlatmış yazar.Bi üslup sever,iyi anlatımı iyi kitabın en birinci şartı olarak gören biri olaraktan,ablamızın üslubunu sevmem,diğer kitaplarını da okuma şevki yarattı bende.
Kitabı filme tercih ederim her zaman.Kitaptan uyarlama çekilen filmlerden hiçbirini kitaptan çok sevmemişimdir.Kitap bence daha detaylı,her şeyin derinine daha fazla inebiliyo,yoksa film belki 10 sayfa anlatılan şeyi saniyelik sahneyle geçiverio.Ondan hep önce kitabı okuyup sonra visualizationa yardımı dokansın die filmi izlemekten yanayımdır...Boleyn Kızı'nda da aynısını yaptım.Konu az çok bilinio artık medyadan ama bilmeyenlere 16.yy'da İngiltere kralı 8.Henry abimizin aşkı için savaşan 2 kızkardeşin Anne ve Mary Boleyn'in hikayesi.850 sayfa olması gözümü korkutmadı okicam die kastım sırf bundan filme gitmeyi baya bi erteledim ama nihayet kitabı da bitirdiiiim filmi de izlediiim.Gerçi okicam die kastım yanlış ifade oldu başladı mı öyle bi içine çekio kiii 850 sayfa şahsen bana az bile geldi,ii kitaplar bitince hep karalar bağlarım bunda da öle oldu.E mezun olduğum bölüm itibariyle Amerikan İngiliz Tarihiyle alakalı ve haşir neşir olduğumdan ekstra bi ilgimi çekti .Tarihi roman tutkunu olarak,gönül rahatlığıyla derim ki tarihi roman,saray entrikası sevenler hemeen okusun.Kitabın yanında film bana çok yavan kaldı.Kitaptaki entirkanın,sansasyonun,rekabetin derinliğini verememiş film ondaaaan kasın okuyun canım kasın ve okuyun.Ben zira memnun kalıp yazar ablamızın serinin devamı olarak yazdığı diğer kitabı Kraliçe'nin Soytarısı'nı da aldım.Elimdeki kitap bitince başlicam ona da..













Takı makı işleriyle uğraşınca film izlerken bile insan takılara dikkat eder oluo.E medieval dönemde sarayda şaşaa içinde geçtiğinden film mücevher konusunda da baya zengindi.Bana da inspiration Mary Boleyn ablamızın kralla pek romantik dakikalar geçirdiği esnada parmağında olan yüzüğü görünce geldi.Ne var ben de yaparım benzerini dedim,tmm değerli taşlardan diil ama,benzedi olsun.İnanmayan izlesin filmi eheuhee.Çok basit yapımı zaten iki inci bi mavi taş diz misinaya bitti gitti.Modele Mary Boleyn yüzüğü adını verdim.Bide özelliği illaki işaret parmağa takılıo,ablamız filmde öle yapmış.Herkes yapınca oluo da ben yapınca mı olmuo al işte ben de moda başlattım.Ya tutarsa:DDDD














Kitapseverlik büyük ayrıcalık azizim.İyi ki kitap kurdu sendromluyum,iyi ki aman şekerim kitap beni bayıyo dergi okuorum beeen hem filmi çekilio hepsiniiin'cilerden diilim,kusura bakmasınlar bildiğin acıyorum onlara.Sevmiorum die bişey yok bence,önyargı var üşengeçlik var...Eğer sen de kitaptan öcü gibi korkan,kitaplığı Cin Ali serisiyle sınırlı kalmışlardansan bak beni dinle bugün başla tmm hemen dostoyesvkiye gömül demioruz light fiction bi eser seç kendine Ayşe Kulin misal iidir yeni başlayanlar için,uzat ayaklarını al çayını kahveni yavaaaş yavaş oku..Bak bi dene sonra teşekkür etceksin bana :DDD


Ben yaz için collection'ımı oluşturdum okuorum sırayla.2'sini devirdim.Naçizane 2 yorum yaziim şurda fikir olsun dimi ama.Hadi bakalım başlıoruz...








Kadından kentler ilki.Kitap 15 kadın ve 15kent'in ayrı ayrı kısa öykülerinden oluşuo.Mungan kadın dünyasını,kadınların kafalarının içini çok güzel gözlemlemiş yazmış o bi gerçek,ama öle aman aman vurucu hikayeler değiller bence, sıradan kadınların sıradan hikayeleri daha çok.Bide kişisel tat meselesi biraz ben hikaye tarzını pek sevemedim gitti,beni tam içine çekenler genelde romanlardır o yüzden çok sürüklendim diyemem kitabı okurken ama sonunda hikayeleri birbirine bağlayıp bi potada eritmiş(sanırım spoiler'a girmes bu kadarı:))iyi de olmuş.Mungan'ın kalemini seven okusun derim.