
Bi arkadaşım tavsiye etmişti bu kitabı.Kitapçıda görünce de alayım dedim.Kesinlikle bu yaz okuduğum en iyi kitap.Uzun zamandır bana bu kadar tat vermiş tek kitap...Uçurtma Avcısı'nın yazarı Khaled Hosseini'nin ikinci kitabı Bin Muhteşem Güneş'ten bahsediyorum,evet.Yazar bi Afgan 80'de Amerika'ya sığınma hakkı elde etmiş Kabil'li bi diplomatın oğlu,aslen doktor.

Kitapla ilgili tek bir spoiler bile vermek niyetinde değilim,merak etmeyin.Çünkü kitabın her sayfası ayrı bir heyecan ayrı bir zevk,bunu okumayandan çalmak hiç istemem.Yanlız konuyla ilgili ufacık bi su kaçır kulağımıza derseniz.Sovyet işgali altında bi Afganistan,mücahitlerin savaşı arasında,Taliban baskısı altında parçalanan hayatlar,iki kadının yaşadıkları ve dostluğu üzerinden anlatılıyor,Leyla ve Meryem.Ödenen bedeller,biraraya getirilmeye çalışılan parçalar,herşeye rağmen hayata tutunmakla ilgili bi roman kısacası.
Dün gecenin bi yarısı melankolik saatlerime denk gelen bi zamanda okuduğumdan mı,yoksa yazar bi kurgunun içine(ki kurgu denmemeli aslına bu ve bu gibi şeyler o topraklarda fazlasıyla yaşandı çünkü)okuyucu çekmekte çok başarılı olduğundan mı nedir,itiraf ediyorum salya sümük ağladım kitabın sonunda,ki öyle her dakka muslukları açan bi insan olmamama rağmen.Başkası için ne olur bilmem,ama bende yarattığı etki budur.Ha sizi belki o derece etkilemez,ama asla aman vakit kaybı ne diye okudum sanki demezsiniz ona garanti veririm:)Ben koştur koştur gittim hemen ilk kitabı Uçurtma Avcısı'nı da aldım,ona başlicam.Duyumlarım onun da aynı tadı verdiği yönünde.Bakıcam,okicam sonra da paylaşıcam...Ha ilk kitabı da, başka coğrafyalarda kadınların kazanmak için çırpındığı özgürlüklere kendi ülkesinde parmağını oynatmadan sahip olduğu halde kendini kafes arkasına,karanlıklara,ikinci sınıflığa layık gören bi hemcinsime hediye etmek gibi bi düşüncem var.Bin Muhteşem Güneş ona da ışık tutar belki umuduyla...


